Basın İlan Kurumu Başkanı Prof. Dr. Sobacı: Basın Ahlak Esasları'nın ihlaline müsaade vermeyiz

Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Sobacı, gazetelere müteveccih şikayetlerde etraflı kesimlerin muvafık kalmış olduğu Basın Ahlak Esasları'na akıllıca cereyan ettiklerini belirtti.

13 Ocak 2021 Çarşamba 11:38
Basın İlan Kurumu Başkanı Prof. Dr. Sobacı: Basın Ahlak Esasları'nın ihlaline müsaade vermeyiz
Ankara

Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Zahid Sobacı, kurumun faaliyetlerine bağlı AA'nın sorularını cevapladı ve kurumla alakalı gündeme getirilen eleştiriler kendince değerlendirmede bulundu.

10 Ocak Çalışan Gazeteciler haset hasebiyle cümle örgütleri ve siyasiler ayrımlı izahat yaptı. Basın ile demokratlık ilişkisini nite görüyorsunuz? Basın İlan Kurumu bu bölgede nite müşterek gösterime sahip?

Basın emekçilerinin ve gazetecilerin bu hususi gününü esasen kutluyorum. Her sektörde bulunduğu kabilinden matbuat dalında da başta pandemi şartlarının aksi tesirleri gözlendi. Bu kavi koşullar altında savaşım eden, vazifesini gerçekten hazırlamaya canlı ve iş verici umum gazetecileri kutlama kartı ediyorum. Değerli matbuat çalışanlarıyla çiğin omuza 60 yılı tamamlamış olmaktan kut duyuyoruz.

Basın camianın salık onama etme ve bilgelik kazanma hakkı çerçevesinde, kamuyu ilişik değme muhtelif mevzuyu kamuoyuna suç duyurusu kabilinden aşırı altın müşterek rolü ödeme ediyor. Tabii matbuat organlarının bu rolü yürütürken camianın tağyir edilmemiş salık onama etme hakkını da gözetmesi ve hata bilinciyle akım etmesi gerekiyor. Ancak bu perspektifle matbuat organları Türkiye'deki demokratlık pratiğine imdat sunabilir. Özellikle hakikat-ötesi adına vasıflandırılan ve gerçekliğin yerinden edilerek mensur edilmiş algıların ve yalanların onun namına yerleştirildiği zarfında bulunduğumuz dönemde, bu sorumluluğun önemi katlanarak artıyor açıkçası.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde, İletişim Başkanlığı çatısı altında basının sorunlarıyla yakından ilgilenen bütünleşmiş müşterek bina oluştu aslında. Bu bütünleşmiş binanın başlangıcında Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun var. Basın İlan Kurumu bu binanın müşterek parçası olarak, matbuat alanının demokrasiler düşüncesince önemini oldukça güzel biliyor. Basın İlan Kurumu, çizilen eş manzara doğrultusunda, murahhas ve hissedar odaklı müşterek iyilikle matbuat alanının problemlerine kesiksiz analizör çoğaltma sürecine imdat özgülemek düşüncesince koyu müşterek güç harcıyor.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde ve kendisinin ortaya koyduğu acemi hükümet sisteminde değme kurumun hâlâ demokratik ve hâlâ canlı iş harcaması gerekliliğine akla yatkın adına çalışmalarımızı yürütüyoruz. Türkiye'de çelimli müşterek iletişim araçları alanının oluşmasına imdat sunmayı arzuluyoruz.

"Basına desteğimiz 2020 yılı böylelikle 451 milyon lirayı buldu"

Basın İlan Kurumu sonuç yıllarda bolca tartışılıyor. Basın İlan Kurumunun görevleri ve yetkileri neler? Basına ne kabilinden katkılar sağlıyor?

Basın İlan Kurumu, matbuat alanının DOĞRU kurumlarından biri. 1961'den itibaren düşün ve muhteva farkı gözetmeksizin resmi ilanların ve reklamların dağıtımına vasıtalık ediyor. Resmi anons ve reklamların yayımlanmasıyla basına sağlanan amme desteği, 2002'de 53,5 milyon lirayken 2020 sonu bakımından 451 milyon lirayı buldu. Bu destek, başta evcil medyanın yaşamını sürdürmesi, doğrusu evcil demokratlık açısından aşırı şişman ciddiyete sahip.

Aynı zamanda, matbuat cemiyet ve sendikalarına en aşırı 5 sene vadeyle itimat vermek, matbuat mensuplarına vadesi 2 yılı geçmemek hemen hemen namus borcu mülk vermek, desteğe kadın olanlara ve ölenlerin ailelerine iane buyurmak kabilinden yollarla matbuat sektörünü destekliyoruz. Basın İlan Kurumu olarak, 2020'de aşırı ayrımlı gazetelerde canlı 2 bin 639 matbuat mensubuna 15 milyon liradan müşterek tomar namus borcu verdik. Yine 2020'de 82 gazeteci derneğine, organ sayılarına mucibince hisse yapılmak hemen hemen mecmu 350 bin teklik iane yaptık. 4 gazeteye mecmu 950 bin teklik ücretinde itimat verdik. Ayrıca Lozan Barış Antlaşması kapsamında devletimizde ekalliyet statüsündeki cemaatlerin çıkardığı gazetelere de maddesel desteğimizi sürdürüyoruz.

Basın İlan Kurumu pandemi döneminde, basının kıygın olmaması ve pandemiden minimum kurda etkilenmesi düşüncesince dönüşümlü neşriyat yapılabilmesi, fiili adanmış tam sayı şartlarının uygulanmaması, gazeteler düşüncesince mahsup uygulamalarının ertelenmesi, namus borcu mülk düzlük gazetecilerin namus borcu öğrenim sürelerinin ertelenmesi kabilinden nice dayanak noktası sonucu aldı.

Ayrıca Basın İlan Kurumu bu piyasanın strüktürel problemlerini halletmek ve yazılmış basının sayısal dönüşümüne imdat bildirmek amacıyla muhtelif paydaşlarla iş donanmasına tedricen planlar yürütüyor. Bu projelerde, AB fonlarından yararlanıyor. İnternet gazeteciliği, sayısal dönüşüm, siber düzenlilik ve sektördeki insanoğlu kaynağının ve gazetecilik faaliyetlerinin niteliğini artırmaya müteveccih mesleksel eğitimlere odaklanan bu projeler, sektörde gözle görülmekte iyileşmelere kez açtı.

"Vesayetçi zihniyetin temsilcilerinin hezeyanları"

Tüm bunlara karşın Basın İlan Kurumuna müteveccih ciddi eleştiriler var. Ne düşünüyorsunuz bu eleştiriler hakkında?

Son çağda başta CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP'li yetkililer Basın İlan Kurumunu dillerine doladı. Hatta TBMM Genel Kurulunda bütçe görüşmelerinde "Basın İlan Kurumu devleti soyuyor" diyerek, tenkit sınırlarını aşan nahak yere müşterek ithamda bulunmuş oldu Sayın Kılıçdaroğlu. Cumhuriyet gazetesinde Basın İlan Kurumunun almış bulunduğu kararlara müteallik makale yaban dizisi yaptılar. Bu "ısmarlama" yazılarda tüzel çözümleme kisvesi altında politika yapıldı. Neyi dillendirdiklerini idrak buyurmak düşüncesince makaleleri inceledim. O sebepten lisan rahatlığıyla devretme makale yaban diyorum, zira bunlar ortada Basın İlan Kurumunun kurum yapısını caba hata özetleyen yazılar var. Ismarlama makale yaban bu derece olur, anlıyorum. Peki, kime yazdırdılar bu yazıları? Örneğin, benzeri başörtülü bulunan müşterek cumhur reisi seçtirmemek düşüncesince ülkeyi 367 krizine sürükleyen müşterek kişiye, tümen metres davalarında ön sıralarda toprak düzlük ve demokrasinin en asliye prensibi bulunan denktaş oy ilkesini caba sorgulamaktan çekinmeyen emektar müşterek AYM Başkanına ve benzerlerine.

Açıkçası, almış bulunduğu kararlarla bu ülkeye siyasal ve hesaplı maliyet doğurmaktan ayrıksı müşterek icraatı sıfır vesayetçi müşterek zihniyetin temsilcilerinin hezeyanlarına hapishane rahatlığı Basın İlan Kurumu adına hukukun sınırları zarfında görevimizi hazırlamaya bitmeme ediyoruz.

"Her kesimin muvafık bulunduğu matbuat ahlak esaslarını uyguluyoruz"

Gerçekten Basın İlan Kurumu sıkı denetim ve bası uzlaştırıcı mı oldu?

Basın İlan Kurumu acemi buluş edilmiş müşterek kurummuş kabilinden davranıyor ve yetkilerini sorguluyorlar. Basın İlan Kurumu, anlatım ettiğim gibi, 1961'den bu yana var. Birçok kudret devrinde Basın İlan Kurumu görevlerini namına getirmiş ve yetkilerini kullanmış. Basın İlan Kurumunun görevlerinden biri, gazetelerin matbuat ahlak ilkelerini ihlal etmeleri yerinde onlara yaptırım uygulamak. Söz konusu Basın Ahlak İlkeleri, 1994'de "Basın Sektörü Temsilcileri", "Hükümet temsilcileri" ve "Bağımsızlar" adına adlandırılan üç ayrımlı grubu içerisinde barındıran Basın İlan Kurumu Genel Kurulu çeşidinden onama edilmiş. Bütün kesimlerin muvafık bulunduğu müşterek Genel Kurul kararından bahsediyoruz. Bu matbuat ahlak ilkelerini kılıç koymadık, bizlerden geçmiş koyulmuş prensipleri işletiyoruz. Gazetelere müteveccih müeyyideleri bu esaslara akla yatkın halde veriyoruz.

Şimdi Basın İlan Kurumunun yetkilerinin ve almış bulunduğu kararların hukuka, Anayasa'ya karşıt bulunduğunu ve matbuat özgürlüğüne dokunca verdiğini kanıt etmeye başladılar. Şimdi mi karşıt evet bu kararlar, yetkiler? Niye demin hakeza değerlendiriyorlar? Çünkü Basın İlan Kurumu devletin çıkarları, milletin menfaati ve vatandaşların hakları doğrultusunda değişmeyen alıyor.

Bir sütun rahmetlik Başbakan Adnan Menderes ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın fotoğraflarını taraf yana koyup, "Makus talihten kaçış yok" sanarak vuruş ve ölüm cezası cezası cezası tehdidinde bulunuyor. Bir sütun Türkiye'nin arsıulusal bölgede itibarını sarsacak halde ülkemizin arsıulusal terörizme dayanak noktası verdiği yalanını söylüyor. Bir ayrıksı sütun polis atıyor, "Ayasofya'nın ibadete açılması 2020 yılının karabulut vakalarından biri" diyor. Bunları görmezden mi geleceğiz? Bunu Basın İlan Kurumundan beklemek, Basın İlan Kurumuna 'Görevini yapma' demektir. Basın İlan Kurumu suçu isteklendirme eden, terörü özendiren, camiası kutuplaştıran, ayrımcılık yapan, küçüklerin ve gençlerin nefis gelişimlerini aksi etkileyen, can ve kurumları aşağılayan salık ve yayınlara tasdik edemez.

"Basın İlan Kurumu bası ve direktifle akım etmez"

Son yıllarda Basın İlan Kurumuna müteveccih kalan eleştiriler Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun'un baskısı altında bulunduğu yönünde. Buna ne diyeceksiniz?

Basın İlan Kurumu, umum faaliyetlerini Basın İlan Kurumu Teşkiline Dair Kanun, alakalı yönetmelikler ve Genel Kurul Kararları doğrultusunda yürütmektedir. Bunun haricinde bası veya direktifle akım etmez. Sayın Fahrettin Altun ile alakalı konu, Cumhuriyet gazetesinin Basın Ahlak Esasları'nı ihlal fail gelişmeleri hasebiyle önümüze geldi.

Sayın Altun'un evinin fotoğraflanıp, gizlemeden adresini sokağına derece yayma edilmesine bağlı bu meselede de bahis konusu mevzuat çerçevesinde akım edildi. Hukukun en asliye ilkelerinden bulunan hususi yaşamın mahremiyetinin ihlali ve talih koruması altındaki fevk dozaj müşterek yöneticinin güvenliğinin tehlikeye atılması nedeni öne sürülerek yaptırım uyguluyoruz, kıyameti koparıyorlar. Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulu üyelerinin hâlâ eskiden görevleri ve kurumları üstünden onları sanı altında bırakan izahat yapıyorlar. Cezanın dayanaklarından bahsetmeden meseleyi siyasete taşıyorlar. Bunların sayımsız örneğini özgülemek mümkün. Kaldı ki verdiğimiz yaptırım kararlarına hapishane rahatlığı kaza yolu açık. Zaten verdiğimiz nice sonucu yargıya taşıdılar. Davaların çoğunda nahak yere bulundular.

"Devletten tahsil edilen parayla talih müesseselerinin aşağılanmasına tasdik vermeyiz"

Bir kanıt da bu yolla "Haber ika özgürlüğüne müdahale" edildiği. Buna bağlı neler söylersiniz?

Basın İlan Kurumunun müşterek gazetenin meydana getirdiği müşterek haberi kaldırtma yahut gazeteyi metres kabilinden müşterek yetkisi yok. Biz Basın İlan Kurumu adına şurası sağlamaya çalışıyoruz: Hem Türkiye'nin arsıulusal alandaki itibarını sarsacaksın, devletin kurumlarını aşağılayacaksın, terörü özendireceksin, suçu isteklendirme edeceksin, şahısların hususi hayatlarını hiçe sayacaksın bununla birlikte bunu devletten mülk alarak yapacaksın. Devletten aldığın parayla talih kurumlarını aşağılayacaksın. Buna tasdik vermemiz muhtemel değil. Biz bunun önüne geçmeye çalışıyoruz. Basın İlan Kurumu vazifesini gerçekten namına getirdikçe bundan huzursuz bulunan kesimler seslerini yükseltecekler.

"Resmi anons dağıtımında ayrımcılık bahis konusu olamaz"

Basın İlan Kurumu resmi ilanları nite dağıtıyor, mekanizma nite işliyor? Bazı iletişim araçları kuruluşlarına ayrımcılık uygulanmış bulunduğu eleştirileri de yapılıyor.

Ayrımcılık yapmamız fen adına da mevzuat adına da muhtemel değil. Çünkü gazetelerin alacakları anons tutarları, muhtemelen müşterek formülasyon içerisinde belirleniyor. Bununla oynama şansınız yok. Fiili adanmış adetleri, personel kadroları, yüzölçümleri, ansızın müşterek tomar yerde basılma kabilinden teknik, konkre ve ölçülebilir kriterlere bakılıyor. Bu kriterler açısından gazeteler ayrımlılık gösterdiğinden yayımladıkları anons fiyatları tahavvül gösterebiliyor. Tüm resmi ilanlar gazetelere istihkaklarına mucibince elektronik mekanizma marifetiyle dağıtılıyor.

Sürecin ağız ağıza saydam müşterek halde ve sayısal ortamda gerçekleştirildiğinin de altını resmetmek istiyorum. İlanların anons sahiplerinden alınmasından gazetelere dağılmak hemen hemen dağıtımı ve gazetelerin bu ilanları sayfalarına aktarmalarına derece bulunan etraflı işlemler elektronik ortamda İLANBİS üstünden hudayinabit halde gerçekleşiyor. Bu sürece elle karışma muhtemel değil.

"Basın özgürlüğü kavramı, muhtelif yalanlarla memleketimiz aleyhine idrak düşüncesince kullanılıyor"

Aslında umum bu konuştuklarımız üstünden Türkiye'de matbuat özgürlüğü bulunmadığı kanıt ediliyor. Buna bağlı değerlendirmeniz ne olur?

Türkiye'de anlatım ve matbuat özgürlüğü arsıulusal standartlara akla yatkın halde ünlü ve bu özgürlükler hukukun üstünlüğü mucibince garanti dibine alınmıştır. Bununla birlikte, anlatım ve matbuat özgürlüğü kesin ve doyumsuz değildir. Türkiye’nin de tarafı bulunduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 10. maddesinde ve Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde matbuat özgürlüğünün sınırlandırılma koşulları belirlenmiştir. Bu özgürlükler ulusal güvenlik, amme düzeni, amme güvenliği, devletin ülkesi ve milletiyle ayrılamaz bütünlüğü, tiksinme söyleminin ve suça teşvikin engellenmesi, talih sırrı adına usulünce marke bilgilerin açıklanmaması, başkalarının san yahut haklarının, hususi ve eş hayatlarının korunması amaçlarıyla sınırlanabilir.

Yüzlerce gazetecinin, gazetecilik hasebiyle hapiste olduğu, sıkı denetim uygulanmış bulunduğu kabilinden yalanlara ve ülkemizi en sonuç sıralarda yayınlayan ve sormadan onama edilen arsıulusal matbuat özgürlüğü indekslerine mebni adına Türkiye’de matbuat özgürlüğünün olmadığına müteallik aleyhe müşterek idrak mensur yapılmak isteniyor. Bu algı, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı maksat düzlük bazısı müstehcen yaftalamalar ve cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini yıpratmayı amaçlayan söylemlerle birleştirilerek, yevmiye siyasetin müşterek parçası durumuna getiriliyor. Eski Türkiye özlemi içerisinde olanlar, matbuat özgürlüğüne müteallik muhtelif yalanlarla mensur edilmiş bu algıyı kendilerine akım sahası peydahlamak düşüncesince kullanıyorlar.

"Adi suçlarını veya yıldırı örgütleriyle ilişkilerini gazetecilik kisvesi altında gizlemeye çalışıyorlar"

"Tutuklu gazeteciler" iddiası da diyar içi ve diyar haricinde sonsuz gündeme getiriliyor. Bununla alakalı ne söylersiniz?

Bu madde içeride ve dışarıda dezenformasyon düşüncesince sonsuz gündeme getiriliyor. Türkiye'de cezaevinde mevcut ve gazeteci bulunduğunu kanıt fail insanların az hâlâ topu topu işledikleri aşağılık taksirat yahut FETÖ, PKK, DHKP-C kabilinden yıldırı örgütleriyle bulunan ilişkileri sayesinde cezaevinde bulunuyor. Bu şahıslar müşterek gazetecilik faaliyetinden çevre değil, katil de karışma eşe hapishane rahatlığı işlenen suçlar, eşeysel dokunulmazlığa hapishane rahatlığı suçlar, narkotik bulundurma, parada düzmecilik kabilinden aşağılık suçları işlemeleri ve fiili adına yıldırı eylemlerinde bulunmaları yahut yıldırı örgütlerini desteklemeleri sayesinde cezaevindeler. Bu insanların cezaevinde bulunmasının gazetecilik faaliyeti ve anlatım özgürlüğüyle merakı bulunmuyor. "Gazetecilik" kisvesi altında bu suçları gizlemeye çalışıyorlar.

Gazeteci bulunduğunu kanıt edenlerin ortada anlatım özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyecek özellikte beyanlarda mevcut ve FETÖ, PKK, DHKP-C ve DEAŞ üyesi şahıslar de bulunuyor. Bunlar yıldırı örgütünün amaçlarını nüfuz buyurmak ve eylemlerini tezgâhtarlık etmek şekli ile teşekkül propagandası nüfuz buyurmak düşüncesince anlatım beyanında bulunduklarından cezaevindedir. Bu tutuklamalar, AİHS'nin 10. maddesi ve Anayasa'nın 26. ve 28. maddelerinin gereğidir.

Şunu da hatırlatmalıyım ki cezaevinde mevcut ve gazeteci bulunduğunu kanıt fail insanların hiçbiri matbuat kartına cemaat değildir.

"Vesayetçi zihniyetten öğreneceğimiz hukuk, demokratlık yahut hürriyet dersi yok"

Basın özgürlüğü konusu belirgin başlı kesimler çeşidinden araçsallaştırılıyor mu?

Türkiye'de belirgin başlı müşterek zihniyet, ülkemizin arsıulusal alandaki itibarına dokunca ita pahasına matbuat özgürlüğü meselesini siyaseten kullanıyor. Ancak bu zihniyetin hâlâ eskiden yaklaşımları ve söylemleri milletin hafızasındadır. 28 Şubat devrinde medyayı darbeye döşeme alıştırmak düşüncesince araçsallaştıran, iktidara ulaştığında gazetelere el koyacağını gizlemeden bariz zikreden, 15 Temmuz'u "kontrollü darbe" adına niteleyen, ABD'den kudret dilenen müşterek vesayetçi zihniyetten öğreneceğimiz müşterek "hukuk, demokratlık yahut özgürlük" dersi yoktur.

Basın İlan Kurumu görevlerini, ülkemizin ve milletimizin menfaatleri doğrultusunda ve şişman müşterek azimle yürütmeye bitmeme edecektir.

Kaynak: AA

Son Güncelleme: 13.01.2021 11:38
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol